Elektronik Ortamda İşyeri Mümkün Mü?

Dijital ekonomideki büyümenin son yıllarda daha fazla hissedilir olması, vergilendirme açısından, elektronik ortamda işyeri olup olmayacağı tartışmalarını da artırmıştır. Zira mevcut vergi yasalarında, vergilendirme yetkisi bakımından “işyeri” önemli bir kavramdır. Tartışmalar devam ederken konunun yasal olarak netleştirilemeyişi, global çapta giderek büyüyen matrah erozyonu sorununu gündeme getirmiştir.   

Anahtar Kelimeler: Elektronik ortamda işyeri , E-ticarette işyeri , Dijital işyeri , E-ticarette vergi

Vergilendirme Yetkisi

Bir devletin vatandaşlarından ve yeri geldiğinde topraklarında yaşayan yabancılardan vergi toplaması,  onun egemenlik alametlerinden birisidir. Ancak devletlerin egemenlik sınırları içinde bu yetkisini kullanabilmesi, hem iç hukuk hem de uluslar arası hukuk alanında düzenlemiş vergi yasaları ile mümkündür. 

Devlet vergi toplama yetkisini öncelikle Anayasamızın 73. Maddesindeki “herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” hükmünden almaktadır. Sonrasında ise Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi gibi çeşitli vergi türleri için hazırlanmış yasalar çerçevesinde, vergi sistemi uygulanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olanlar tam mükellef sıfatı ile hem Türkiye içindeki hem de yurt dışında elde ettiği kazançlar üzerinden vergilendirilebilmektedir. Ancak başka ülkelerin vatandaşlarının dar mükellef sıfatı ile vergilendirilebilmesi için kazancın Türkiye’de elde edilmiş olması gerekmektedir.

Dar mükelleflerin kazancını Türkiye’de elde etmiş sayılması konusunda en tartışmalı olan kazanç türü, dijital reklamcılık, drop shipping gibi ticari kazanç türündeki dijital iş modelleridir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 7/1. Maddesinde, kazanç sahibinin Türkiye’de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla sağlanması halinde dar mükelleflerin ticari kazançlarını Türkiye’de elde etmiş sayılacağı belirtilmiştir. Aynı koşul Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3/a. Maddesinde de kurum kabul edilenler için yer almaktadır.

elektronik işyeri

Kazancın Türkiye’de elde edilmiş olması halinde, Türkiye’de vergilendirme yetkisi kullanılabilecektir. Ancak burada tartışma başlatan nokta madde metninde yer alan Türkiye’de ki işyeri veya daimi temsilciler aracılığıyla kazancın elde edilmesi gerektiğidir. Aynı Kanun’un 8. Maddesinde söz konusu “işyeri” kavramının Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tanımlanacağı belirtilmiştir. Daimi temsilci ise bir hizmet veya vekalet akdi ile temsil edilene bağlı olup, onun nam ve hesabına muayyen veya gayrimuayyen bir müddetle veya müteaddit ticari muameleler ifasına yetkili bulunan kimse olarak tanımlanmıştır.

Bir süredir gündemde olan Facebook, Twitter gibi Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi olmayan yabancı şirketlerin Türkiye’de reklam geliri elde etmesine rağmen vergilendirilemiyor olmasının temelinde, işyeri ve daimi temsilci kavramları yer almaktadır. Daha çok zikredilenin elektronik işyeri (dijital işyeri) kavramı olması dolayısıyla, dijital ekonomide işyeri kavramı üzerinden açıklamalara devam edilecektir.

Elektronik Ortamda İşyeri

Yürürlükte olan 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 156. Maddesinde işyeri, mağaza, yazıhane, depo gibi fiziksel olarak nitelendirilebilecek alanlar için tanımlanmıştır. Dolayısıyla dijital ekonomide faaliyetin elektronik ortamlar üzerinde yapılıyor olması, işyerinin vergi mevzuatı açısından tanımının yeniden yapılmasını zorunlu kılmıştır. Ayrıca dijital ekonomi alanında, OECD bünyesinde çalışmalarına devam edilen BEPS (Base Erosion and Profit Shifting)  Aksiyon planı, iç hukuk alanında da yansımalara yol açmıştır.

Yasalaşması için çalışmaları devam eden VUK taslağında, “elektronik ortamda işyeri” kavramının da kullanılmış olması, dijital ekonominin daha etkin vergilendirilmesi amacıyla uluslar arası alanda yapılan çalışmaların bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu Kanun taslağının 130. maddesinde, internet, ekstranet, intranet ya da benzeri bir telekomünikasyon ortam veya aracının ticari, sınai veya mesleki faaliyete tahsis edilmesi veya bu faaliyetlerde kullanılması durumunda elektronik ortamda iş yeri oluşacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte taslağın 129. Maddesindeki işyeri kapsamına elektronik ortam da eklenmiştir.

Ancak elektronik ortamlar, internet erişiminin olduğu her yerden ona ulaşmamıza imkan vermektedir. Böylece ticari olsun kar amacı gütmeyen çalışmalar olsun, her hangi bir fiziki yere bağlı kalmadan işlerin yürütülmesi mümkündür. Bu durumda elektronik ortamın işyeri sayılması halinde, bu işyerinin fiziki adresi neresi olacaktır sorusu akıllara gelebilecektir.

elektronik işyeri

İşyerinin Fiziki Bir Adres Olması Neden Önemli?

“Vergilendirme Yetkisi” başlıklı bölümde açıklanmaya çalışıldığı üzere, mevcut Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları, vergilendirme yetkisine haiz olabilmek için fiziki olarak bir işyerinin veya daimi temsilcinin olması gerekliliğini zorunlu kılmaktadır. Çünkü fiziki olmayan elektronik ortamların şu veya bu ülkenin egemenlik sınırları dâhilinde olduğundan söz etmek mümkün değildir.

Söz konusu vergilendirme yetkisinin, Türkiye’de reklam geliri elde eden, Türkiye’de işyeri olmayan Facebook ve Twitter’a uygulanamaması şu an önümüzde duran önemli bir örnektir. Kaldı ki bu örneklere yurt dışı merkezli ve Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi olmayan pazar yeri (market place) siteleri de eklenmeye başlamıştır. Dolayısıyla, uluslar arası şirketlerin veya yabancı kişilerin vergilendirilmesi konusunda “işyeri” kavramı nedeni ile hali hazırda bir sorunumuz varken, elektronik ortamın, işyeri kapsamına alınması ileride daha büyük vergilendirme sorunlarına neden olabilecektir.

Dijital Ekonomide İşyeri Neresi Kabul Edilmelidir?

Mevcut vergi yasalarının vermiş olduğu vergilendirme yetkisi göz önüne alındığında, dijital ortamda faaliyetin her yönü ile internet üzerinde mi yapıldığı yoksa internetin sadece bir araç mı olduğu sorusunun cevaplanması yol gösterici olabilecektir. Soruyu cevaplamak için pek çok kişinin malumu olan bir örnek verilebilir; Bilinen anlamda işyeri açmamış, minibüsü ile mahalle mahalle, şehir şehir dolaşarak ürünlerini pazarlayan bir kişinin işyeri minibüsü müdür? Ürünler bu aracın içine muhafaza edilmekte ve satış yapılacak kişilere bu araç sayesinde ulaşılmaktadır. Ancak bu durum faaliyetin minibüste yürütüldüğü şeklinde nitelendirilerek vergi dairesine adres olarak minibüs mü bildirilmektedir? Elbette hayır.. Mevcut uygulama da kişinin sabit bir işyeri yok ise en azından ikamet adresi vergilendirme yetkisi bakımından dikkate alınmaktadır. Dolaysıyla verilen örnekte minibüs faaliyetin devam ettirilmesi için bir araçtır.

Dijital ekonomide de durum bundan farklı değildir. Elektronik ortam, faaliyetin devamı için bir araç niteliğindedir. Dolayısıyla bilinen anlamda işyeri olmayanların ikametgah adresleri vergilendirme açısından işyeri kabul edilmelidir.

Yapmış olduğumuz varsayım tam mükellefler için kolaylıkla uygulanabilecek olsa da dar mükellefler açısından uygun düşmeyebilecektir. Zaten ülke menfaatleri açısından çözüm bekleyen sorunda, Türkiye’de işyeri olmayan dar mükelleflerin vergilendirilmesidir. Dijital girişimleri olan çok uluslu şirketleri Türkiye’de işyeri açması konusunda zorlamanın pek de mümkün olmadığı düşünülmektedir. Zira, yakın tarihte “birazda gelecekte olması muhtemel vergilendirme işlemleri de gözetilmiş” olduğu konuşulan, Paypal’in sunucularını Türkiye’de bulundurması şart koşulduğunda, bu şirketin Türkiye’deki faaliyetlerini durdurmuş olduğu ilgililerin malumudur. O halde yabancı şirket ve kişilerin Türkiye’de kazanç elde etmiş olduğunun tespiti için “işyeri veya daimi temsilci” kavramından vazgeçmenin zamanı gelmiştir. Zira işyeri kavramı bu anlamda devletin elini kolunu bağlayan bir unsur olarak karşımızda durmaktadır.

 Dijital ekonomide para transferlerinin elektronik ortamlar yolu ile yapılıyor olması, ödemelerde vergi kesintisi yolunu mümkün kılabilecek nitelikte görülmektedir. Elbette bu yöntemde ciddi bir teknik altyapı ve kurumlar ile aracı kuruluşlar arasında koordinasyon çalışmasını gerektirmektedir. Ancak bu tür bir proje, işyeri kavramı ile vergilendirme yetkisi elde etmeye çalışılması yanında, çağımıza daha uygun olduğu düşünülebilir.

Fotoğraflar: media02.hongkiat.com, espace-domotique.eu

(Visited 124 times, 1 visits today)

“Elektronik Ortamda İşyeri Mümkün Mü?” için 2 cevap

  1. Bilal Bey bu değerli bilgiler için çok teşekkürler.

    Bu konuyla direkt alakalı olmayabilir ama bir sorum olucaktı. Yurt dışında ofisi bulunan ve Türkiye’den sadece web sitesine ulaşılabilen bir şirket için uzaktan çalışmaya başlarsam, bu şirketten kazandığım ücret için Türkiye’de vergi ödemeli miyim? Şirketin Türkiye’de bir ofisi yok ama web sitesine ulaşılabiliyor ve ücretli bir üyelik satın alınabiliyor.

    Çok teşekkürler

  2. Merhaba Mehmet Bey,
    İlginize teşekkür ederim.
    Sorunuz ile ilgili olarak iki farklı durum söz konusu olabilir;
    Normal şartlarda yurt dışında yerleşik olan ve Türkiye ile resmi bir bağı bulunmayan bir işverenden ücret elde ediyor iseniz, elde etmiş olduğunuz ücret gelirini yıllık olarak beyan etmeniz gerekmekte. Ancak bu durumun Gelir Vergisi 23. maddesinde bir istisnası mevcut. Eğer işvereniniz Türkiye dışında kurulu ve Türkiye ile resmi bir bağı olmamak ile birlikte Türkiye’den gelir elde etmiyor ise size döviz olarak ödemiş olduğu ücret gelir vergisinden istisnadır. Tabi elde ettiğiniz gelirin ücret olarak kabul edilmesi için muhakkak bir iş sözleşmenizin olması gerekmektedir. Aksi takdirde konuyu başka kazanç türleri açısından tekrar ele almak gerekir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir