E-Ticarette İşyeri ve Mukim Ülke Kavramları

 

Bilal Levent ERTAŞ, Lebib Yalkın, Mayıs 2015

ÖZET
Sermayenin ülkeler arasındaki serbest dolaşımının artmasıyla beraber bu dolaşımı hızlı ve kolay şekilde sağlayacak bir araca ihtiyaç duyulmuştur. İlk kullanım amacı, sınırlı noktalar arasında askeri verilerin elektronik olarak taşınması ve paylaşılması olan internet, şimdilerde küresel ticaretin gün geçtikçe yaygınlaşan aracı haline getirilmiştir. Ancak internetin soyut olarak tabir edilebilecek elektronik ağlar silsilesi olması ticari faaliyetin fiziki olarak nerede gerçekleştirildiği ve nerede vergilendirilmesi hususunda sorunlara neden olmuştur.

Anahtar Kelimeler: E-ticaret, işyeri, vergilendirme yetkisi, OECD Model Vergi Anlaşması.

JEL Sınıflandırması: H21, H26, M13

WORKPLACE AND RESIDENT COUNTRY CONCEPTS IN E-COMMERCE

ABSTRACT
Together with the increase of the free movement of capital between countries, the need was felt to provide this move to be quickly and easily. When the first purpose of the internet was transferring the military data electronically between limited spots, now it has become the increasingly populer tool of global trade. However, since the internet is a series that can be described as abstract electronic networks, it caused problems about where the commercial activities were physically carried out and where the taxation has been.

Keywords: E-commerce, workplace, taxation authority, OECD Model Tax Convention.

JEL Classification: H21, H26, M13

1. GİRİŞ
Dünyada yüzyıllardan beri süre gelen ulaşım ve iletişim imkanlarında yaşanan gelişmeler ülkeler arasındaki etkileşimi arttırdığı gibi iktisadi entegrasyon sürecini de başlatmıştır. 1989 yılında ülkemizde serbest sermaye dolaşımının yasal zeminini oluşturan 32 Sayılı Kararname’nin yayımlanması ile Türkiye de küreselleşme yönünde değişen dünya ticaretine entegre olmaya başlamıştır.

Yürürlükte olan vergi kanunları klasik anlamda bilinen ve fiziki sınırlar içine alınabilen mal teslimi ile hizmet ifalarına göre oluşturulmuştur. Ancak internetin fiziki sınırları aşan yapısı kazancın nerede elde edildiği sorusunu ortaya çıkardığından hükümetler vergilendirme konusunda yetki problemi yaşamaya başlamıştır. Nitekim sermaye hareketlerinin serbestleşmesi işletmelerin kuruluş yerleri konusunda daha özgür olmasını ve kanuni olarak kuruldukları ülkeler ile fiilen idare edildikleri ülkelerin farklı olabilmesine olanak tanımıştır. E-ticaretin internet üzerindeki bir platformdan yürütülmesi, bu platformu idare etme kavramını fiziki bir noktaya bağımlı olmaktan kurtarmıştır. Ticari faaliyetin bu şekilde fiziki bir noktaya bağlı kalmadan yürütülebilir olması, faaliyetin gerçekleştirildiği iş yeri olarak neresinin kabul edilebileceği ve bu işyerlerinin mukimi olacak ülkelerin belirlenmesinde henüz cevaplanamamış soru işaretlerine neden olmuştur. Çalışmada öncelikle e-ticaret kavramına değinilecek sonrasında e-ticaret açısından işyeri, mukim ülke ve kazanç elde edilen ülke hususları açıklanmaya çalışılacaktır. Her ne kadar kimi görüşlere göre bu kavramlar ayrı birer çalışma konusu olarak düşünülse de söz konusu kavramlar bir arada ele alınarak bunların birbirini takip eden aşamalar olduğu vurgulanmak istenilmiştir.

2. E-TİCARET KAVRAMI
İnternet dünya üzerindeki bilgisayar ağlarının ortak bir ağa bağlanması ile oluşturulmuş uluslararası bir bilgisayar ve bilgi işlem ağıdır. Birleşmiş Milletler Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (International Telecommunications Union) 2014 yılı raporuna göre dünya internet kullanıcısı sayısının 2014 yılı sonunda 3 milyar kullanıcıya ulaşacağı belirtilmiştir. Bu sayının Türkiye’de ise 2015 yılında 45 milyon kullanıcıya ulaşacağı tahmin edilmektedir. İnternetin yüz milyonların ortak sanal platformu haline gelmesi dünya ticareti için hızlı ve maliyeti düşük yeni bir alan olan e-ticareti ortaya çıkarmıştır.

E-ticaret belli başlı uluslararası örgütler tarafından farklı şekilde tanımlanmıştır. OECD’ye göre e-ticaretin tanımı, birey ve organizasyonlar tarafından metin, ses ve görsel imaj gibi sayısallaştırılmış verilerin açık ve kapalı ağlar üzerinden iletilmesine dayanan ticari faaliyetlerdir. Dünya Ticaret Örgütü’nün tanımına göre ise e-ticaret, mal ve hizmetlerin üretim, reklam, satış ve dağıtımlarının telekomünikasyon ağları üzerinden yapılmasıdır. Bir diğer tanım olarak ise Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL), ticari aktiviteler kapsamında her türlü veri mesajının, EDI (electronic data interchange), internet, e-mail, faks gibi veri iletim yöntemleri ile kullanılarak elektronik ortamda değişimini e-ticaret olarak tanımlamıştır. Söz konusu tanımlar bir arada düşünüldüğünde e-ticaret kavramından anlaşılması gerekenin yalnızca fiziki veya dijital ürünlerin teslimi olduğu düşünülmemeli, çeşitli hizmet ifalarının da elektronik ağlar üzerinden ticarete konu edilebildiği bilinmelidir. EMARKETER’ın 2013 yılında yaptığı araştırmaya göre işletmeden tüketiciye (B2C) ticaret hacmi 2012 yılında 1 trilyon dolara ulaşmıştır. Burada işletmeden işletmeye (B2B) ve tüketiciden tüketiciye (C2C) olarak gerçekleşen e-ticaret hacminin de eklenmesi ile çok daha yüksek rakamlara ulaşılacağı tahmin edilmektedir. E-ticaretin kapsamındaki faaliyetlerin neler olduğuna aşağıdaki gibi somut örnekler verilebilecektir;

* Ürün tasarımı, üretimi ve ticareti,
* Tanıtım, reklam ve bilgilendirme,
* Bilgi servisleri,
* Menkul kıymet ticareti,
* Alım-satıma aracılık,
* Oyun hizmetleri,
* İnternet takip, analiz ve strateji ajans hizmetleri.

2.1. Taraflar Bakımından E-Ticaret Çeşitleri
E-ticaretin muhatapları açısından da farklı kombinasyonlar ile karşılaşılabilmektedir. Bunların başlıcaları;

a. İşletmeden tüketiciye (B2C, business to consumer), bu ticaret şeklinde perakende ürün ve hizmet satışı nihai tüketicilere yapılır. Burada ürün ve hizmete örnek olarak, somut sayılabilecek ürünlerin yanında, yazılım, indirim kuponu ve seyahat hizmetleri vardır.

b. İşletmeden işletmeye (B2B, business to business), işletmeler arası e-ticareti ifade etmektedir. Burada üretici ile toptancı işletme arasında veya işletmelerin tedarik pazarlamasının oluşturulması, reklam çalışmalarının takip ve stratejisi gibi işlemler yer alır.

c. Tüketiciden tüketiciye (C2C, consumer to consumer), bu ticaret biçiminde genellikle ihtiyaç fazlası eşyaları satanlar ile bunları talep edenlerin aracı bir elektronik platformda buluşturulması yoluyla gerçekleşir, en bilinen örneği müzayede siteleridir.

2.2. Türkiye’de E-Ticarete İlişkin Veriler
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de internet kullanıcısı sayısının artması bu alana yönelik ticari yatırımların da artmasına neden olmuştur. Hızlı ve kolay olduğu kadar tek alanda ürün ve hizmet karşılaştırma imkânının yüksek olması nedeni ile e-ticaret her geçen yıl tercih yüzdesini arttırmıştır. TÜİK’in 2014 yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre, internet kullanan bireylerin internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %30,8 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran toplam perakende tüketim içinde internet yolu ile yapılanı ifade etmektedir. Aynı araştırmada 16-74 yaş arası internet kullanıcılarının oranı %53,8 olarak açıklanmıştır. 16-74 yaş arası nüfusun henüz yarısının internet kullanıcısı olduğu Türkiye’de, kullanıcı sayısının ileriki yıllarda daha da artacağı beklentisi, ülkemizde perakende e-ticareti adına ciddi bir artış potansiyeli olduğunu düşündürmektedir. Bankalararası Kart Merkezi’nden alınan verilere göre 2014/Ekim ayı itibariyle yerli kartlar ile yurt içinde internet yolu ile 30 milyar TL’lik işlem gerçekleştirilmiştir. E-ticaretin diğer bir alanı olan ve dijital yatırımlar olarak da nitelendirilen reklamcılık hizmetlerinde ise yatırım tutarı 2014 yılında 650 milyon TL’ye ulaşmıştır.

3. E-TİCARETTE İŞYERİ, MUKİM ÜLKE VE KAZANCIN ELDE EDİLDİĞİ ÜLKE
3.1. İşyeri Kavramı
Vergi Usul Kanunu’nun 156. maddesinde işyeri, ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetlerin gerçekleştirildiği, mağaza, yazıhane, muayenehane, imalathane, idarehane gibi bilindik alanlar ile ifade edilmiştir. OECD Model Vergi Anlaşmasının 5. maddesinde ise işyeri (permanent establisment), bir teşebbüsün işinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe ilişkin sabit bir yer olarak tanımlanmıştır. Görülebileceği üzere ulusal ve uluslararası vergi mevzuatı işyeri tanımını “sabit bir yer” kavramı üzerinde temellendirmektedir.

E-ticarette iş yerinin neresi olabileceği hususunda web sitelerinin veya web sitesi sunucularının(server) işyeri olarak kabul edilebileceği görüşleri ileri sürülmüştür. Ancak web siteleri faaliyetin fiilen gerçekleştirildiği ana noktası değil sadece aracıdır. Çünkü web siteleri, her hangi bir noktadan elektronik erişim sağlayan yöneticisi başka bir değişle idarecisi yolu ile işletilmektedir. Web sitesi bir şehirde üretim yapıp ürettiği malları başka bir şehirde pazarlamaya gönderen firmaların pazarlamacılarına benzetilebilir. Pazarlamacılar şehir şehir dolaşarak başka bir noktada üretilmiş malları yine o üretim noktasının sevk ve idaresine bağlı olarak pazarlamaktadır. Bu durumda örnekte belirtilen pazarlamacıların kullandığı araçların bir işyeri olarak kabul edilemeyeceği mutlaktır. Diğer bir öneri olan işyerinin web sitelerinin yayın yapmakta olduğu sunucuları kabul etmek faaliyetin fiilen yapıldığı yeri dikkate almamak olacaktır. Çünkü web sitelerini idare edenler ile bu web sitelerinin yayın yapmış olduğu sunucuların farklı ülkelerde olması oldukça yaygın bir durumdur. Bu bağlamda web siteleri e-ticaretin fiilen idare edildiği ve sürdürüldüğü yer değil faaliyetin bir aracı olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla esas faaliyetin web sitelerini idare edenlerin çalışmalarını yürüttükleri yerler olması gerektiği sonucuna ulaşılacaktır.

E-ticaret faaliyetinin bir şirket bünyesinde gerçekleştirilmesi durumunda sabit yer ifadesi karşılık bulacaktır. Çünkü şirketler, gerçek kişi teşebbüslerden farklı olarak kurumsal bir organizasyon bütününden oluşuyor olmaları nedeniyle sabit ve bilinen bir işyerinde faaliyet gösterilmesini zorunlu kılmaktadır. Böylece e-ticareti yürüten şirketin varlığı internet üzerinde görülse de esasında bu faaliyetin idare edildiği sabit bir işyeri bulunmaktadır. Söz konusu işyeri şirketin fiilen faaliyetini yürütmüş olduğu yer olacaktır.

E-ticareti gerçek kişi olarak yapanlar için ise sabit yer ifadesini kullanmak mümkün olamayabilecektir. E-ticareti şirketlere nazaran küçük ölçekte yürüten gerçek kişilerin internete erişebildikleri herhangi bir noktadan kişisel bilgisayarları aracılığı ile faaliyetlerini sürdürmeleri mümkündür. Ancak burada “küçük ölçek” ifadesinden anlaşılması gereken hasılat değil organizasyonun çapı olmalıdır. Öyle ki, gerçek bir kişinin, tek başına kendi teknik bilgisi yolu ile çevrimiçi oyun siteleri işleterek, internet reklamcılığı hizmeti veren bir e-ticaret şirketi kadar hasılat elde etmesi mümkündür. Daha önce de belirtildiği üzere e-ticaret, internet üzerindeki sanal bir platform üzerinden yürütülmektedir. Bu nedenle vergilendirme açısından bir gereklilik olarak ticarete aracı sanal platformları mutlak anlamda sabit bir nokta veya bilenen iş yeri tanımı kapsamındaki yerlere dâhil etmeye çalışmanın lüzumu yoktur. Faaliyetin nerede gerçekleştirildiği noktasında söz konusu sanal platformları idare edenlerin kim olduğu esas alınmalıdır. Kişiler verginin konusuna girmek kaydı ile işyeri açmadan da gelir getirici faaliyetlerde bulunabileceklerdir. Tabi olarak da bu kişilerin yerleşik olduğu bir ikamet adresi olacaktır. Bu bağlamda gerçek kişiler için ikametgâhın tespiti üzerinden gitmek işyeri kavramı açısından yeterli olacaktır. Nitekim Maliye Bakanlığı e-ticaret alanındaki girişimcilere yol göstermek amacı ile hazırladığı web sitesinde, bilinen anlamda işyeri olmayan gerçek kişilerin işyeri olarak ikametgâh adreslerini beyan edebileceklerini belirtmiştir. Her ne kadar e-ticarette işyeri, şirketler ve gerçek kişiler açısından buradaki gibi yeniden tanımlanabilecek olsa dahi işlerin fiilen toplandığı yer bakımından işyerinin hangi ülkenin egemenlik sınırlarında olduğunun tespiti de gereklidir. Bu noktada da vergilendirme yetkisi bakımından mukim ülke kavramı devreye girmektedir.

3.2. Mukim Ülke
“Mukim” sözlük anlamı olarak yerleşikliği ifade etmektedir. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları bakımdan ise mukimlik, kazancı vergilendirmede yetki sahibi ülkeyi ifade etmektedir. Gelir Vergisi Kanununun 3. maddesi, Türkiye’de yerleşmiş olan gerçek kişilerin, Türkiye içinde ve dışında elde ettiği kazanç ve iratları üzerinden vergilendirileceğini hüküm altına almıştır. Türkiye’de yerleşik olma ise aynı kanunun 4. maddesinde ikametgâhı Türkiye’de olanlar ve bir takvim yılında 6 aydan fazla Türkiye’de oturanlar yerleşik sayılmış, geçici ayrılmaların ise bu süreyi kesmeyeceği belirtmiştir. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında ise bir takvim yılında ülkede oturulan toplam süre 183 gün olarak dikkate alınmaktadır. Türkiye’de yerleşmiş olmayanların ise sadece Türkiye’de elde ettiği kazançlar üzerinden vergilendirileceği yine Gelir Vergisi Kanununun 6. maddesinde belirtilmiştir.

Kurumlar vergisi mükellefiyeti kapsamına girenlerin ise, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3. maddesi uyarınca, kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunanların, gerek Türkiye içinde gerekse de Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden tam mükellef olarak vergilendirileceği belirtilmiştir. Söz konusu kurumlardan kanuni ve iş merkezinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanların dar mükellef sıfatı ile yalnızca Türkiye içinde elde ettiği kazançları üzerinden vergilendirileceği aynı kanunla hüküm altına alınmıştır. Dar mükelleflerin ticari kazançlarını Türkiye’de elde etmiş sayılmaları için tamamlayıcı unsur, Gelir Vergisi 7/1. madde ve Kurumlar Vergisi 3/a. Maddesinde belirtildiği gibi kazanç sahibinin Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci bulundurması ve kazancı bu işyeri veya daimi temsilciler aracılığı ile elde etmiş olması gerektiğidir. Bu nedenle gerçek kişilerin ve kurumların kazancı elde ettiği ülke bakımından daimi temsilci ve iş merkezi kavramlarının vurgulanması önemlidir. Çünkü bu kavramlar kazancı vergilendirme yetkisine sahip ülkenin belirlenmesinde anahtar kelimelerdir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinde daimi temsilci, bir hizmet veya vekâlet akdi ile temsil edilene bağlı olup onun nam ve hesabına belirli veya belirsiz bir süre ile birçok ticari muamelenin ifasına yetkili bulunan kimsedir. Ayrıca aynı maddede temsil edilene ait reklam giderleri hariç olmak üzere, giderleri devamlı olarak kısmen veya tamamen temsil edilen tarafından ödenenler başkaca bir şart aranmaksızın daimi temsilci sayılacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla ortada resmi bir temsil bağı bulunmuyor olsa bile e-ticaret faaliyeti ile uğraşan ve A ülkesinde kanuni merkezi bulunan işletmenin, B ülkesinde kazanç elde etmesini sağlayarak yine B ülkesinde ikamet eden kişi, giderlerinin adına kazanç elde edilen tarafından karşılanıyor olduğunun ispatlanması halinde daimi temsilci sayılabilecektir. Böylece başka bir ülkede kanuni merkezini kurmuş olan işletmenin, diğer bir ülkede adına kazanç getirici faaliyette bulunan bir temsilcisinin bulunduğunun ispatı, kazancın elde edildiği ülkeye vergilendirme yetkisi verecektir. Diğer bir durum olarak, e-ticaret yapan bir kurumun kanuni merkezini yurt dışında kurmasına rağmen ortakları ve yöneticilerinin Türkiye’de ikamet ediyor olması mümkündür. Kurum kimliği nedeni ile vergilendirme kurum adına yapılacağından ilk dikkat edilen nokta kanuni merkez olacaktır. Ancak kanuni merkez başka bir ülkede kurulmuş olsa da kazanç o ülkede fiilen faaliyet göstererek elde edilmiyor olabilmektedir. Dahası kazancın elde edildiği ülke, kanuni merkezin bulunduğu ülke olmayabilecektir. Kurumlar Vergisi’nin 3/6. maddesi iş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği yeri “iş merkezi” olarak tanımlamaktadır. Kanuni merkez yurt dışında olmasına rağmen ortak ve yöneticilerin ikametgâhının Türkiye’de olması dolayısıyla işin ikametin olduğu ülkeden idare edilmesi mümkündür. Daha önceki bölümlerde de değinildiği üzere internet, ona erişilebilen herhangi bir noktadan faaliyetin devam ettirilmesine olanak tanımaktadır. Çünkü internet, kurulmuş olan elektronik platformları ağ bağlantısının sağlanabildiği her yerde erişim noktaları açısından hiçbir fark olmaksızın yönetebilmeyi sağlar. Bu durumda işlerin fiilen idare edildiği yerin, faaliyeti idare edenlerin ikametgâhı ile beraber dikkate alınması iş merkezinin neresi olduğu konusuna da ışık tutabilecektir. Nitekim VUK’un 3/B. Maddesi vergilendirmede veriyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğunu belirtmiştir. Ancak daimi temsilcinin varlığının ispatı ile iş merkezinin neresi olduğunun tespitinin yanında, hükümetlerin vergilendirme yetkisinin sınırının çizilmesinde kazancın elde edildiği ülkenin belirlenmesi de lüzumlu görülmektedir.

3.3. Kazancın Elde Edildiği Ülke
E-ticaretin siyasi sınırları aşan global çapta bir faaliyet çeşidi olması nedeni ile kazancın vergilendirilmesi noktasında uluslararası vergilendirmeye esas alınan başlıca ilkeler “kaynak ve ikamet ilkeleri”dir. Buna göre; Kaynak ilkesi, gelirin doğduğu veya kazanıldığı yerde vergilendirilmesi esasına dayanmaktadır. Bu ilkeye göre hukuksal ilişki ekonomik bağ temelinde şekillenmekte, ikametgâh veya uyrukluğun önemi bulunmamaktadır. İkametgâh ilkesi ise, kişilerin dünya çapında elde ettiği gelirlerin ikamet ettiği ülkede toplanarak vergilendirilmesi esasına dayanmaktadır. Bu ilkeye göre yükümlülüğün kapsamı hem yurt içi hem yurt dışı gelirlerdir. İlkenin temelinde, kamu harcamalarının kamu hizmetlerinden faydalananlar tarafından finanse edilmesi düşüncesi yatmaktadır.

Türk Vergi Sistemine göre, tam mükellef gerçek kişiler ve kurumlar başka bir deyişle yerleşik sayılanlar Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri gelir ve kazançlar üzerinden yani ikametgâh ilkesine göre vergilendirilmektedir. Aynı sistem dar mükellefler için ise sadece Türkiye’de elde ettikleri gelir ve kazançların vergilendirilmesini yani kaynak ilkesini benimsemiştir. OECD Model Vergi Anlaşması’nın 7. maddesinde de dar mükelleflerin, kazancı elde ettikleri ülkede vergilendirileceği belirtilmiştir. E-ticarette, yerleşik olan gerçek veya tüzel kişi tam mükellefler açısından ikamet ilkesinin uygulanması mümkün görülse de, dar mükellefler için kaynak ilkesinin uygulanması tartışmalı olacaktır. Çünkü Türkiye’de yerleşik olmayan gerçek bir kişi internete erişebildiği herhangi bir noktadan Türkiye pazarını hedef alan dijital bir ürün veya hizmet sunarak gelir elde edebilmektedir. Yine kanuni merkezini yurt dışında tescil ettirmiş bir kurum Türkiye pazarını hedef alarak, Türkiye içinde tüketilen veya yararlanılan ürün veya hizmet sunumu karşılığında kazanç elde edebilmektedir. E-ticarette mal/hizmet karşılığı ödemelerin elektronik yolla gerçekleştiriliyor olması söz konusu soruyu cevaplamada yol gösterici olabilecektir.

E-ticaret faaliyetinin farklı noktalardan idare edilebilmesi özelliği, kazancın nerede elde edildiğini tespit etmede bir engel olarak görülse de bu ticaret türü, ürün veya hizmet karşılığı para transferlerinin ödeme aracısı kurumlar yolu ile elektronik olarak yapılmasını zorunlu kılmıştır. Zira bilinen anlamda bir işyerinin olmaması ve ticaretin taraflarının yüz yüze alış-veriş veya iş yapmıyor olması bu durumun doğal sonucudur. Ödemelerin kredi kartı, banka havale veya EFT’si gibi yöntemlerle yapılıyor olması, işlemlerin kayıt altına alınmasına olanak tanımaktadır. Dünyada ve Türkiye’de toplam ticaret hacmi içinde e-ticaretin payının gün geçtikçe artıyor olması ticari işlemlerin kayıt altına alınması ve denetimi açısından bir olanak olarak görülmelidir. Böylelikle başka bir ülkede yerleşik gerçek kişilerin veya kurumların esasında nereden gelir ve kazanç elde ettiğini tespit etmek para transferlerinin nereden nereye yapıldığını takip etmekle mümkün olabilecektir. E-ticaret ile uğraşanları suçlu gibi itham etmek niyetinde olunmasa da “parayı takip et suçluyu bul” sözünün kazanç elde edilen yerin tespitinde ilham kaynağı olabileceği düşünülmektedir.

4. SONUÇ
Günümüzde ticaretin bilinen şeklinden farklı hale gelerek elektronik ortamda herhangi bir noktadan idare edilebilmesi ve siyasi sınırlardan bağımsız olarak gerçekleşmesi, vergilendirme yetkisinin sınırları bakımından uluslararası bir sorundur. Söz konusu yetkinin sınırlarının tayininde bilinen uygulamalara faaliyetin fiilen yapıldığı yerin tespiti ve elektronik yolla yapılan para transferlerinin takibi de eklenmelidir. Zira bu iki unsurun toplandığı yer, iş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı yer olacaktır.

E-ticaretin yıldan yıla toplam ticaret hacmindeki payını arttırmasına rağmen hükümetlerin bu faaliyetin vergilendirilmesi hususunda net çözümler ortaya koyamaması ise sadece yasal düzenlemelerin günümüz ticaret türlerine ayak uyduramamasından ibaret olarak görülmemelidir. E-ticaret, düşük maliyet-yüksek pazarlama imkanı sunması nedeniyle tacirleri kendine çekmekte dahası sermaye yetersizliği sebebi ile ticaret yapamayacakları dahi ticari hayata dâhil etmektedir. Bu sayede her geçen gün ticareti elektronik yollarla yapanların sayısı artmakta ve ticaret fiziki ortamlardan sanal ortamlara taşınmaktadır. Bu şekilde artan ticaret hacmi ise elektronik yollarla yapılan ödemelerin miktarını artırmaktadır. Paranın bu şekilde fiziki olarak değil kaydi olarak yer değiştirmesinin hükümetler tarafından arzu edilen bir durum olduğu düşünülmektedir. Nitekim paranın bu şekilde kaydi olarak yer değiştirmesi, ticari işlemlerin hükümetler tarafından kayıt altına alınmasını kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla ticaretin elektronik ortamdaki payının fiziki ortamdaki payına göre henüz üstün sayılamadığı günümüzde vergisel uygulamaların esnek oluşu daha makul görülmektedir.

KAYNAKLAR

– BERKAY, Ferhan, ARMAĞAN, Ramazan, “Vergilemenin Uluslararası Boyutlarından Çifte Vergilendirme Sorunsalının Türk Vergi Sistemine Etkisi” Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, Yıl 2011, Cilt 3, Sayı 5
– AKBULUT, Akın, “ E-İhracatın Vergilemesi” http://www.ekonomi.gov.tr/upload /482AA71B-D8D3-8566-4520FD864910D8D2/eihracatin_vergilemesi.pdf
– GENÇER, Çağlan Ahmet, “Elektronik Ticarette Bağlanma Noktası Olan İşyeri Kavramı” Vergi sorunları Dergisi, Şubat 2013, Sayı 293
– ŞENTÜRK, Mehmet, “Gelir ve Kurumlar Vergisi Açısından E-Ticaret” Vergi sorunları Dergisi, Şubat 2013, Sayı 293
– ÖZDEMİR, Serkan, “E-Ticaretin Vergilendirilmesinde Yaşanan Sorun Vergilendirme Yetkisi” Vergi sorunları Dergisi, Şubat 2013, Sayı 293
– www.itu.int
– www.emarketer.com
– www.tuik.gov.tr
– www.bkm.com.tr
– www.iabturkiye.org
– www.egisimci.gov.tr

(Visited 52 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir