E-Ticarette Bildirim Zorunluluğu Konusunda Yeni Adım

E-ticarette bildirim zorunluluğu, konusu ilk olarak 24/12/2015 tarihinde yayımlanan 464 Seri No.lu VUK tebliği ile gündeme gelmiştir. İlgili düzenlemenin içeriğini ve uygulamanın nasıl olacağına  dair açıklamalara daha önceki yazılarımda yer vermiştim. Şimdi ise söz konusu tebliğin yasal dayanağına dair bir adım atılıyor. 

27/09/2017 tarihinde TBMM’ye sunulan “Bazı Vergi Kanunları İle Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 22. maddesiyle, VUK’un 257. Maddesi’ne eklenecek 7. No.lu bentte adı geçen e-ticarette bildirim zorunluluğu ile ilgili olarak şu ifadelere yer verilmiştir;

“Elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara ve/veya başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım-satıma konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları tarafından alınması zorunluluğu getirmeye, bu bent kampsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

e-ticarette bildirim zorunluluğu

Tasarıya eklenen bent de dikkat çeken hususlar 

  • Aracı hizmet sağlayıcıların iştigal alanı “ticari kazanç” ile sınırlandırılmıştır. Ancak internet üzerinde aracılık yaparak kazanç elde edenlerin iştigal türü sadece ticari kazanç türünde değildir. Şöyle ki; Mobil uygulamalar üzerinden Google Admob sistemi ile reklam geliri elde edilmesi, reklam yayınlanmasına aracılık etme faaliyetidir. Admob ile mobil uygulama tasarımcıları, geliştirdikleri uygulamaları appstore’lar üzerinde yayınlarlar. Bu uygulamalar yalnızca satış amaçlı değil üzerlerinden reklam yayınlama amaçlı olarak ücretsiz bir şekilde kullanıma da sunulabilmektedir.

Mobil uygulama geliştiriciliği, kodlama ve tasarım uygulamaları konusunda ihtisas sahibi olmayı gerektirmektedir. Bu nedenle, Gelir Vergisi Kanunu’nun 65. maddesinde de ifade edildiği gibi, sermayeden ziyade şahsi bilgi ve ihtisasa dayanması itibariyle serbest meslek faaliyeti olduğu tabiidir. Her ne kadar reklamların yayınlanmasına aracılık etmek he koşulda bir ticari iştigal gibi görünse de, bazı istisnai durumlar mevcuttur. Örneğin, yazarların kitaplarında yayınladıkları reklamlarından elde ettiği gelirlerde serbest meslek kazancı kabul edilmektedir. Nitekim olayın gerçek mahiyetine bakıldığında, reklamın yayınlanmasına vesile olan alan, beşeri sermaye ile ortaya konulmuştur. Söz konusu kabulden hareketle, mobil uygulama geliştirenlerin yine bu uygulamalar üzerinden elde ettikleri reklam gelirlerinin de serbest meslek kazancı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının, yazarların kitaplarında yayımladıkları reklamlardan elde ettiği kazançların serbest meslek kazancı sayılıp, GVK 18. Madde kapsamında istisnadan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda  verdiği özelgede  benzer şekilde “… söz konusu kitap çalışmasından  dolayı elde edilecek hasılata münhasır olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan faydalanılması mümkün bulunmaktadır.” şeklinde görüş belirtmiştir. Ancak tasarıya eklenen aracı hizmet sağlayıcılarının kazancı olarak sadece “ticari kazanç”a yer verilmiş olması, ileri ki dönemlerde serbest meslek erbabı olan bu kişilerin reklam gelirleri için yapılacak tarhiyatlar açısından tereddütlere neden olabilecektir.

  • İlk tespitle bağlatılı olarak, tasarı hükmünde “e-ticaret” ifadesinin kullanılması internet üzerinde gelir elde etme iştigallerinin tümünü kapsamamaktadır. Dijital ortamda kazanç elde etme yöntemleri sürekli çoğalmaktadır. Yine ilk tespitte belirtildiği gibi bu iştigallerin içinde serbest meslek faaliyeti olarak tanımlanabilecek olan iştigaller hiç de azımsanmayacak boyuttadır. Dijital gelirler için sadece “ticaret” ifadesinin kullanılması sanki bu alanda elde edilen gelirler için kazanç türünün sadece “ticari kazanç” olduğu yönünde bir anlama neden olmaktadır. Bu nedenle kavram olarak OECD’nin bu alan için kavramlaştırmış olduğu ve BEPS (Base Erosion and Profit Shifting) Planında da bölüm olarak ele aldığı “dijital ekonomi” ifadesinin kullanılması, gelecek dönemlerde de ortaya çıkacak kazanç yöntemleri için uygun olacaktır.

 

Etiketler: e-ticarette bildirim zorunluluğu ,  dijital ekonomi , e ticaret vergi , e ticaretin vergilendirilmesi , dijital ekonomi vergi

Fotoğraflar: chinadaily.com.cn my-thai.org

 

(Visited 620 times, 4 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir