Dijital Gelirlerde Tevkifat ile Vergilendirme

Dijital gelirlerde tevkifat ile vergilendirme kavramı dün (12/06/17) tarihli haberlerde Maliye Bakanı Sn. Naci AĞBAL’ın açıklamalarıyla ciddi ciddi konuşulmaya başlandı. Sayın Bakan’ın verdiği röportajdaTürkiye’den yurtdışına gidecek paralardan stopaj keseceğiz. Yurtdışındaki kuruluşa ödemeyi yaparken bankaya ‘bu firmaya yapılacak her türlü işlemde otomatik olarak keseceksin’ diyeceğiz.” ifadelerine yer verilmişti.

Peki bu süreç yasal alt yapı olarak ne zaman başladı, Türkiye’nin dijital gelirler üzerinden tevkifat yaptırabilmesi yasal olarak mümkün mü? Yazıda bu sorulara cevap arayacağız.

Süreç Ne Zaman Başladı?

Maliye Bakanlığı, dijital gelirleri tevkifat yolu ile vergilendirme yoluna gideceğinin sinyalini esasında Aralık/2015’te yayımlanan 464 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ile vermişti. Söz konusu tebliğ özetle; dijital reklamlara ve e-ticarete aracılık edenler için Temmuz/2016’dan itibaren bilgi verme zorunluluğu getirmişti. Ancak Tebliğ’in esas önemli noktası internet üzerinde aracılık faaliyeti yürütenlerden bilgi talep edilmesinin yanında bankalara da bu kişiler hakkında bilgi verme yükümlülüğü getirilmiştir (Söz konusu tebliğ hakkındaki yazımıza linkten ulaşabilirsiniz). Dolaysıyla dijital gelirlerin, Kasım/2013’te Lebib Yalkın Mevzuat Dergisinde Yayımlanmış olan “Web Sitelerinden ve Özgün Video Paylaşımlarından Elde Edilen Reklam Gelirlerinin Vergilendirilmesibaşlıklı makalede önerdiğimiz şekilde, ödemelerin elektronik yoldan yapılması lehe çevrilerek ödeme aracıları yolu ve tevkifat usulü marifetiyle vergilendirme yoluna gidileceği belirtilmiştir.

Dijital ekonomide para transferinin elektronik yollarla yapılıyor olması, vergilendirme açısından hükümetlerin lehine bir gelişmedir. Kabul edilmelidir ki vergilendirilemeyen bir sektör piyasada haksız rekabet ortamına yol açacaktır.

dijital gelirlerde tevkifat

Dijital Ekonominin Vergilendirmesinin Yasal Dayanağı

Tevkifatın bankalara yaptırılacağı konusundaki yasal dayanak bir önceki bölümde belirtildiği üzere VUK 464 Seri No.lu Genel Tebliğ’de yer almaktadır. Ancak bir ülkenin vergilendirme yetkisi sadece kendi kanunları ile değil aynı zamanda çifte vergilendirme anlaşmaları ile belirlenmiştir. Zira dijital ekonomi fiziki sınırlardan bağımsız olarak işleyen bir piyasa sistemidir. Bu bağlamda öncelikle Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin sınırlarını çizmek gerekmektedir.

Türk Vergi Sistemi Açısından

Vergi sistemimiz vergilendirilecek mükellefleri tam mükellef ve dar mükellef olarak ikiye ayırmıştır. Buna göre; tam mükellefler Türkiye’de yerleşmiş olanlar ve geçici olarak yurt dışında bulunanlardır. Bu kişiler hem Türkiye’de hem yurt dışında elde etmiş olduğu gelirler üzerinden vergilendirilirler. Dar mükellefler ise ki bu kişilerin Türkiye’de ikametgah kaydı bulunmayıp bir takvim yılı içinde altı aydan fazla Türkiye’de bulunmayanlardır, sadece ülkemizde elde etmiş oldukları gelirler üzerinden vergilendirilirler.

Özetle tam mükellefler hem yurt içindeki hem yurt dışındaki her türlü kazançları üzerinden vergilendirilirler. Ancak dar mükelleflerin vergilendirilebilmesi Gelir Vergisi Kanunu’nun 7. Maddesinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ise 3. Maddesinde bazı şartlara bağlanmıştır. Maliye İdaresinin asıl üzerinde durmuş olduğu kazançlar “ticari kazanç” türünde olduğundan bu kazanç türünde Türkiye’de kazanç elde etmiş olmanın şartı Gelir Vergisi Kanunu’nun 7. Maddesinde “Ticari kazançlarda; kazanç sahibinin Türkiye’de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyle sağlanması (Bu şartları haiz olsalar dahi iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları veya imal ettikleri malları Türkiye’de satmaksızın yabancı memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz. 

Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının veya her ikisinin Türkiye’de olması veya satış aktinin Türkiye’de yapılmış olmasıdır. İş merkezinden maksat ise, iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir.” Hükümlerine bağlanmıştır. Söz konusu ifade KVK’nın 3. Maddesinde de benzer şekildedir.

İlgili madde hükmünde belirtildiği üzere dar mükellef bir kişinin veya kurumun (örneğin Google, Facebook, Amazon veya Mr. Brown gerçek kişisi..) Türkiye’de ticari kazanç elde ettiğinin kabulü ancak bu kişi veya kurumların Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci bulundurması ile mümkündür. Bunların var olmaması halinde ise kendi vergi yasalarımıza göre Gelir ve Kurumlar Vergisi Açısından vergilendirme yetkimiz bulunmamaktadır.

Katma Değer Vergisi açısından ise durum farklıdır; söz konusu 3065 Sayılı Kanun tam ve dar mükellef ayırt etmeksizin, ilgili Kanun’un 1 ve 6. Maddeleri gereği işlemlerin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde verginin doğmuş olacağını kabul etmiştir. Buna göre bir teslimin veya hizmet ifasının Türkiye’de yapılmış olması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmış olması halinde, KDV doğmuş sayılacaktır.

dijital gelirlerde tevkifat

Çifte Vergilendirme Açısından

Çifte Vergilendirmeyi önleme anlaşmaları bir çok ülke ile yapılmış olduğundan Sn. Naci AĞBAL’ın vermiş olduğu röportajda deyinmiş olduğu İrlanda örneği üzerinden açıklamalara devam edilecektir.

İrlanda ile Türkiye arasında yapılmış olan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına göre; anlaşma Türkiye açısından Gelir ve Kurumlar Vergisini kapsamaktadır. Buna göre anlaşmanın “ticari kazançlar” başlıklı 7. Maddesinde “Bir Akit Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Eğer teşebbüs yukarıda bahsedilen şekilde ticari faaliyette bulunursa, teşebbüsün kazancı, yalnızca bu işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere bu diğer Devlette vergilendirilebilir.” Hükmüne yer verilmiştir. Çifte vergilendirme anlaşmasının ilgili maddesi görülebileceği üzere GVK’nın 7/1. Maddesi ve KVK’nın 3/3. Maddeleri ile paralellik göstermektedir. Sonuç olarak yabancı bir kurum veya kişin tarafımızca vergilendirilmesi için Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisinin bulunması hem kendi vergi yasalarımız hem uluslararası anlaşma ile şart koşulmuştur.

Her ne kadar anlaşma kapsamında KDV türünde vergi açısından hükümler bulunmasa da bu vergi türü açısından uluslar arası vergi alanında bir kabul mevcuttur. Buna göre uluslar arası alanda KDV açısından destinasyon yani varış yeri bir başka değişle tüketilme-faydalanma yeri ilkesi benimsenmiştir. Şöyle ki uluslar arası bir teslim veya hizmet ifası gerçekleşmesi halinde malın veya hizmetin teslim edildiği ülke veya hizmetten faydalanılan ülke KDV tarhiyatı yapmaya yetkilidir.

Tevkifat ile Vergilendirme Hangi Durumlarda Mümkündür?

Dijital gelirlerin tevkifat yolu ile vergilendirilip vergilendirilemeyeceğinin cevabı uygulanacağı faaliyet kollarına göre farklılık gösterecektir. Dolaysıyla devam eden açıklamalarda faaliyet türlerine göre ayrıma gidilecektir.

Dijital Reklamlar

 

Dijital reklamlar konusunda en bilinen örnek olan Google’ın Adsense, Admob ve Adwords sistemlerine değinecek olursak;

Adsense ve Admob bir reklam aracılığı sistemi olup, kişiler sahip oldukları web siteleri, mobil uygulamalar ve videolar üzerinde reklam yayınlanmasına aracılık ederek gelir elde etmektedirler (bu konu hakkındaki makaleme linkten ulaşılabilir). Elde edilen reklam geliri Google’ın İrlanda’da bulunan şirketinden Türkiye’de yerleşik olanların banka hesaplarına transfer edilmektedir. Vergilendirme yetkisi ile ilgili bölümlerde açıklanmaya çalışıldığı üzere bu kişilerin elde etmiş olduğu gelirler üzerinde Türkiye’nin vergilendirme yetkisi vardır. Dolayısıyla Google tarafından transfer edilen gelirler için kişilerin banka hesaplarında tevkifat uygulanması mümkündür.

Adwords sisteminde ise kişiler yayınlanması üzere Google reklam vermektedirler. Google ise yayınladığı reklamların miktarına göre bu kişilerden ödeme almaktadır. Google’ın Türkiye’de kurulu bir şirketi bulunması münasebeti ile Türkiye vergilendirme yetkisine sahiptir.

Ancak aynı şekilde Facebook ve Instagram gibi sosyal ağlarda Türkiye’de yerleşik kişilerden yine Türkiye’de yayınlanmak üzere reklam almakta, dolayısıyla Türkiye’den gelir elde etmektedir. Ancak vergilendirme yetkisinde değindiğimiz gerekçeler nedeniyle ülkemizde işyeri ve temsilcisi bulunmayan bu şirketi gerek kendi vergi yasalarımız gerekse de çifte vergilendirme yasalarına göre tevkifat yolu ile de olsa ticari kazançları yönünden vergilendirilmesi mümkün değildir.

KDV’de ise durum farklıdır, Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcileri olmayan bu şirketlerden alınan hizmetler için hizmet alanlar ilgili Kanun’un 9. Maddesi gereği sorumlu sıfatı ile KDV tevkifatı yapmakla yükümlüdürler.

dijital gelirlerde tevkifat

Mobil Uygulama Satışı

Yurt dışında yerleşik bir kişiye veya Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan bir şirkete ait mobil uygulamanın, Türkiye’den indirilmesi halinde veya uygulama içi satın alma yapılması halinde, uygulama sahibi Türkiye’den gelir elde etmiş olmaktadır. Ancak daha önceki bölümlerde değinilen yasa hükümleri gereği GVK veya KVK kapsamında bir tevkifat yapılabilmesi mümkündür değildir.

Ancak söz konusu uygulamaların Türkiye’den satın alınarak indirilmesi veya uygulama içi satın alımlarda KDV yönünden tevkifat mümkündür. Tabi tevkifat nedeniyle uygulama bedelinin eksik ödenmiş olması satın alım bakımından sorun teşkil edeceğinden, burada çözülmesi gereken önemli bir soru işareti mevcuttur.

İnternetten Mal Satışı

Aliexpres, Amazon gibi yurt dışında mukim ve yine yurt dışında mukim olanların mallarının Türkiye’den satın alınması durumun önceki bölümde belirtilen yasal gerekçe nedeniyle GVK veya KVK kapsamında tevkifat yapılması mümkün değildir. Ancak malın varış yeri ülkesi ilkesi ile söz konusu mala yapılan ödemeden KDV tevkifatı yapılması mümkündür.

Genel Değerlendirme

Dijital gelirler için verilen birkaç iş modeliyle anlatılmaya çalışıldığı üzere, hem GVK ve KVK’nın ticari kazanca ilişkin hükümleri hem de çifte vergilendirme anlaşmalarının ticari kazançlara ilişkin hükümleri dikkate alındığında; Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan gerçek kişi ve kurumlardan internet üzerinden Türkiye’de elde etmiş oldukları gelirlerin vergilendirilmesi mümkün değildir. Ancak Türkiye’de yerleşik olanların internet üzerinden elde etmiş oldukları gelirlerin tevkifat yolu ile vergilendirilmesi pek tabi mümkündür.

Malın Türkiye’ye teslimi veya hizmetten Türkiye’de faydalanılması halinde KDV Kanunu’nun 6. Maddesi gereği, söz konusu işlemler Türkiye’de gerçekleşmiş sayılacağından, kazanç elde edenlerden KDV tevkifatı yapılması mümkündür. Zaten bu şekilde tevkifat yapılabileceği KDV Kanunu’nun 9. Maddesinde belirtilmiştir. Ancak burada ortaya çıkan sorun bir mal veya hizmet için yurt dışındaki kişilere yapılan ödemeler üzerinden KDV tevkifatı yapıldığında, söz konusu ürün veya hizmetin bedelinin eksik ödenmiş olacağıdır. Bu durumda bedeli eksik alan taraf ürün veya hizmeti teslim edecek midir? Söz konusu sorunun aşılması için, yurtdışı pazar siteleri, uygulama mağazaları vs.lerin Türkiye’den satın alım yapılmak istediğinde, tevkifat oranını otomatik olarak dikkate alarak yeni fiyat hesaplaması gerekecektir. Elbette bu durum yurt dışından yapılan alımlarda fiyatların yükselmesine sebep olacaktır.

Mevcut ulusal ve uluslararası vergi yasaları dikkate alındığında KDV bakımından tevkifat uygulamasının kullanılması en pratik yöntem olarak görülmektedir. Ancak Gelir ve Kurumlar Vergisi yani kişilerin başka ülkelerde internet üzerinden elde edilen gelirlerinin vergilendirilmesi mevcut vergi yasaları ile mümkün görünmemektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Dijital Gelirlerde Tevkifat , Dijital Ekonominin Vergilendirilmesi , E-Ticaret Vergi , E-ticaret Tevkifat, E-ticaret Stopaj

Fotoğraflar: taxinsights.ey.com, http://3.bp.blogspot.com , theresearchpedia.com, dmcsoftware.co.uk

(Visited 267 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir