Dijital Ekonomide Hukuk Olmasa da Olur Mu?

E-ticaret yaparak, dijital oyun veya e-pin satarak, arama motoru reklam geliri elde ederek veya freelance gibi çeşitli şekillerde dijital ekonomiye dahil olan bir çok kişinin beklentisidir herhalde; telif haklarına takılmamak, vergi ödememek vs. Öyle ya rasyonel iktisadi birey her zaman çoğu aza tercih eder. Hatta izlenimlerime göre bir kısım da hukuku görmezden gelerek, fazla dillendirmeyerek kısacası “kafasını kuma gömerek” dijital ekonominin hukuktan uzak duracağı beklentisi içinde (Özellikle bu kişiler Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi aday adayı benim gözümde).. Peki çeşitli mecralardan neler duyup, okuyorum, dijital ekonomide hukuk neden önemli, kendi uzmanlık alanım Vergi Hukuku alanında ele alacağım.

Anahtar Kelimeler: Dijital Ekonomi Hukuk , Dijital Ekonomi Vergi , E-Ticaret Yasal Düzenleme , E-ticaret Vergi

İş Yeri Olmayanın Vergilendirilebileceği Bir Yasal Düzenleme Yok..

Vergi Usul Kanunu’nun 156. Maddesinde “işyeri” nin tanımı yapılmış ve işyerinin nereler olduğu sıralanmıştır. Oda büyüklüğünde Christopher’ın ikinci dünya savaşı sırasında yapıldığını düşünürsek, 1961 yılında yayımlanan bir kanunda aslında işyeri açmadan dijital ekonomiye dahil olmuş kişilere hitaben bir işyeri tanımının olmaması da normaldir. Ancak kanunun yayımlanma yılı eski olsa da kanun maddelerine atıfta bulunarak yayımlanan genel tebliğler, yasaların güncel kalmasını sağlamaktadır. Kaldı ki bahsettiğimiz home office tarzında çalışan kişiler geçmişte olduğu gibi hali hazırda da vergi mükellefidir. Örneğin herhangi bir işyeri açmadan vergi dairesine ikamet adresini beyan ederek taşımacılık işi yapan vergi mükellefleri mevcuttur. Bununla birlikte Maliye Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu egirisimci.gov.tr adresinde home office dijital ekonomiye dahil olmuş kişilerin ikametgah adreslerini beyan ederek mükellef olabileceklerinin mümkün olduğu belirtilmiştir.

dijital ekonomide hukuk

Mevcut Vergi Sistemi Dijital Ekonomiyi Vergilendirmek İçin Yetersiz..

İşyeri açmadan dijital ekonomik faaliyet sürdürenleri vergilendirecek sistemin olmadığı iddiasından daha vahim bir ifade.. Vergilendirmenin mümkün olabilmesi için vergiyi doğuran olayın kanunda tanımlanmış olması şarttır. Zira Anayasamızın 73. Maddesinde verginin kanun ile konulacağına hükmedilmiştir. Buna bağlı olarak da vergi kanunlarında, vergilendirilecek kazanç türlerinin neler olduğu sayılmıştır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. Maddesinde gelirin unsurları;

  1. Ticarî kazançlar,
  2. Ziraî kazançlar,
  3. Ücretler,
  4. Serbest meslek kazançları,
  5. Gayrimenkul sermaye iratları,
  6. Menkul sermaye iratları,
  7. Diğer kazanç ve iratlar olarak sayılmıştır.

Görülebileceği üzere gelir türleri için oldukça geniş bir kapsam belirlenmiştir. Öyle ki, ticari kazancın içine uyuşturucu ticareti bile dahil edebilir. Zira vergilendirme için kazancın yasal faaliyetlerden elde edilmesi şart değildir. Dijital ekonomide elde edilen gelirlerin çoğunluğu serbest meslek ve ticari kazanç türünde olduğu göz önüne alındığında vergi kanunları kapsamına alınan kazanç türleri bakımından bir eksiklik yoktur ki en önemli hususlardan biri budur.

dijital ekonomide hukuk

Yurt Dışındaki Bir Firmaya Hizmet Veriyorum, Ürün Satıyorum, O Firma Benim Yerime Vergi Ödüyordur..

Gelir Vergisi Kanunu’nun 3. Maddesine göre Türkiye’de yerleşmiş olanlar, yurt içinde ve yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinde vergilendirilir denilmiştir. Türkiye’de yerleşmekten maksat ise; Kanun’un 4. Maddesine ikametgahı Türkiye’de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde altı aydan fazla Türkiye’de bulunanlar kastedilmiştir. Dolaysıyla çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları hükümlerine tabi olunmaması veya anlaşmaya tabi olunduğunun ilgili mercilere beyan edilmemesi halinde, yurt dışındaki bir firmaya yapılan hizmet ifası veya teslimlerden doğan kazançlar için Türkiye’de gelirlerin beyan edilmesi gerekmektedir.

 Bundan da Vergi Alınmasın..

Bu dileğin tam karşılığı; “haksız rekabet” olsundur.

Bir Sektör İçin Hukuk Neden Gereklidir?

Bir sektörün merdiven altı sınıfından kurtulup, kurumsal ve sağlam bir yapıya kavuşması için hukuk içinde işlemesi şarttır. Gelişen ekonomileri, gelişmiş yapan yegane desteği sermayeden önce hukuktur. Çünkü büyük yatırımcı kişisel mülkiyetin sağlam hukuk kuralları ile korunduğu sektörlere ve ülkelere yönelmektedir. Zira ortaya koyulan sermayenin teminatı olmalıdır ve günümüzde bu teminatın kaynağı hukuktur.

Konu talep yönünden ele alındığında ise durum benzerdir. Tüketici fiziki olarak karşısında olmayan bir satıcıdan, ekranda gördüğü ürün veya hizmeti satın alırken, bunun satış sonrasını da elbette düşünecektir. Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği gibi yasal düzenlemeler ile sınırları belirlenmiş bir satış sonrası prosedür, elbette talep tarafının katılımını artıracaktır. Telif hakları, sözleşmeler ve kazançların vergilendirilmesi alanında hukukun dışında kalmak veya kalmaya çabalamak ancak kısa vadeli getiri sağlayabilecektir. Vurgulanmaya çalışıldığı üzere tam rekabet şartlarından ve kurumsallıktan uzaklaşan bir sektörün büyümesi sınırlı kalacaktır.

Türk Vergi Sisteminde, dijital ekonominin vergilendirilmesi adına eksikler mevcuttur ancak bunlar kanun maddelerinden ziyade uygulamaya, tespite, denetime yönelik eksikliklerdir. Öyle görülüyor ki Türkiye’nin de dahil olduğu OECD çatısı altında ortaya konulan BEPS ( Base Erosion and Profit Shifting) Aksiyon Planından sonra, ülkemizde de dijital ekonominin vergilendirilmesi alanındaki yasal çalışmalar hız kazanmıştır. Yeni hazırlanan VUK taslağında iş yeri tanımına “elektronik iş yeri” ifadesinin eklenmesi bu yöndeki çalışmaların göstergelerinden biridir. 

Sonuç olarak ister ucunda vergi ödemek olsun, ister telif hakkı hukuk bireylerin refah seviyesini yükseltmek için gerekli olduğu kadar sektörlerin kurumsal bir büyümeye kavuşması içinde gereklidir.

Fotoğraflar: acma.gov.au, apide.org, whitecase.com

(Visited 18 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir